mesela cahit zarifoğlu. ilk okuyuşta anlayabilmiş biri var mıdır bilemem, bu adam kendi halinde, beğenilme ya da beğenilmeme korkusu yaşamadan kendi dünyasında yazmış. benim yorumlamam ne kadar doğru onu, iyi de olsa eleştirmemi kim önemser bilmiyorum. ama mükemmel, bu adamın yazıları ayrı bi dünyaya götürüyor. şiiri dörtlükten yada satır satır kafiyeden oluşturmamış. şiire anlam yüklemiş şiire hayat yüklemiş bir adam. ondan dinleyin dua’yı, sultanı okuyun. sana zorsa bırak yanayım, kolaysa esirgeme. ondan dinleyin mutluluğu, evet’i okuyun. evet küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye, ya mutluluğa? ondan dinleyin hasreti, mavi gök orda mı okuyun. aklımdan çıkmıyorsun dedim, başka türlüsünü yorgunum anlatmaya. bir kalbiniz vardır onu tanıyınız, okuyun. bir şehir kadar kalabalıktır bazıları, bir dehliz kadar karanlıktır bazıları. yaşamak okuyun. ilk cümlesi “ne çok acı var.” ondan dinleyin acıyı. ondan dinleyin korkuyu, sevinci, hüznü, ayrılığı. yaşamayı öğrenin bir şairden. bir öğretmenmiş gibi. onunla öğrenin okumayı, onunla yaşayın okumayı. korkmayın okumaktan, korkmayın zaman sizden yanadır. zamana hapsolmamış bir yazarsa okuduğunuz..